Dizi Bohemian Rhapsody (Queen) Film İncelemesi

Bohemian Rhapsody (Queen) Film İncelemesi

997
1
Paylaş

Bugün bir zamanlar ortalığı yıkıp geçmiş bir grubun solisti olan Freddie Mercury, namı diğer Faruk (Farrokh) abimin hayat hikayesini anlatan Bohemian Rhapsody’nin incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle Queen hayranıysanız kesinlikle gitmeniz görmeniz gereken bir film, çünkü zaten filmin en başında Fox’un görselinde çalan Queen 20th Century Fox Fanfare’i duyunca başlıyorsunuz moda girmeye. Filme girmeden önce tahmin ettiğim bir hareketti bu fakat gene tüyler diken diken oluyor.

Filmin içine girmeden ön bilgi vermek gerekirse; yönetmen değişiklikleri var ki bu
değişiklikliklerin çok hoş sebeplerle olmaması da konuşuluyor, başrolü kimin
oynayacağının uzun süre sıkıntılı bir konu olması gibi konular var ama ben bunlara çok değinip kafanızı ütülemeyeceğim. Her zaman ki gibi pozitif yanlar diyerek başlayalım o zaman.

Performanslar
Rami Malekten önce değinmek istediğim ve gerçekten birebir Brian May olmuş
diyebileceğimiz bir performans vardı ortada. Gwilym Lee tarafından canlandırılan ve bu kadar birebir olması çok hoşuma gitti diyebilirim. Diğer ekip üyeleri canlandırılırken hiç de fena iş çıkarılmamış.

Rami Malek’e gelecek olursak da çoğu kitle sosyopat ruh hastası bir karakteri oynayarak ünlü olmuş birinin bu rolde nası duracağını merak ediyordu ve ben Sayın Elliot’umun hep
arkasındaydım, haksız da çıkmadım. Cidden muazzam iş çıkarmış kendileri, baya baya Freddie’yi yaşatmış, net bir şekilde şunu söylebilirim ki; Freddie Mercury gibi bir karakteri yansıtmak ne kadar güç olsa da başarılı bir şekilde bunun üstesinden gelmiş.

Tempo ve Duygular

Aslında arkadaşımla araya çıktığımız da niye hiç dram görmedik dedik birbirimize. Filmin ikinci yarısında,  ilk yarı verilen mutluluk ve enerjinin dramla birleşmesi benim şahsen çok hoşuma gitti. Hem Queen’in oluşma ve şarkı yapım sürecini eğlenceli bir şekilde gördük. Bohemian Rhapsody’nin yapılış süreci, single oluş süreci çok güzel yansıtılan bu eğlenceli süreçlere örnek verilebilir mesela.
2. yarıyla beraber Freddie’nin tek kalması, AIDS’e yakalanması gibi dramatik olaylarla ciddi anlamda hüznü hissetirebilen bir filmken Maryn’in öğüt verdiği kısımlar da çok hoştu.
Özellikle Live Aid konserini, son konserlerini izlerken ağlamak ve göz dolmalarının yaşanması mümkün 🙂
Yani duygu kombinasyonunun güzel olduğunu söylebilirim.
Tüm film boyunca arkada Queen çalınca da duygu hissiyatını vermek oldukça kolaylaşıyor zannımca. İstemsizce “We Will Rock You” sahnesinde falan ayağınızı yere vurabilirsiniz.

Kötü taraflara gelecek olursak gerçekten beni üzen ama hayal kırıklığına uğratmayan tek
ciddi bir konu var.
Hayal kırıklığına uğratmama sebebi  her tarihi karakteri anlatırken illa ki senaryo
yumuşamasına gidilir ve karakter çok kötülenmeden veya çok derine inilmeden
anlatılmaya çalışılır, kötü yönleri bağımlıklıkları falan…
Ancak filmde göze batan 2-3 tane çok bariz yumuşatılmış olay var ki gerçekten göze batıyor desek yanlış olmaz.
Eşcinsellik süreci ve baskısı ilk sırada gelebilir.
İngiltere’de eşcinsel ilişkiye 1967’de suç olmayacak denmiş ama öyle çıkıp da ben eş cinselim demeler kolay işler değil ve işte bu yüzden o  sürecin çok iyi yansıtılmadığını düşünüyorum. Hani röportaj verirken strese giriyor, en son cinsel tercihiniz nedir sorusu soruluyor ama çok kısa ve yetersiz verilmiş bence bu olay. Sonuçta Freddie Mercury’nin hayatını anlatan film de Mercury’nin en büyük tercihlerinden birini bu kadar yüzeysel sunmak garip geliyor.
Bir başka olay; bu grup Metallica gibi birbirine gitar fırlatıp elektrik çarptırtmıyor band arkadaşına 🙂 ama sorunlu bir grup gene de…  Küçük olaylar ve Freddie’nin solo albüm çıkarma isteği hariç çok az göz önüne getirilen,  gösterilmek istenen bir olay gibi gelmedi bana grup arkadaşlarıyla ilişkisi.
Son olarak da Solo albüm çıkardığı döneme ait Micheal Jackson’la olan olayı filmde olabilirdi diye düşünüyorum. En azından siz karar verin; Kayıt aldıkları stüdyoya MJ’nin laması giriyor. Daha sonra Mercury Jim (Miami)’i arayıp “Beni burdan kurtar!” yapıyor, tabi başka bir röportajda: “Hiç aynı ülkede bulunamadık, o yüzden parçayı kaydemedik.” diyor Mercury, hangisine inanmak isterseniz… Belki bahanesi olmuştur lama  Freddie’nin.

Özetle söylemek gerekirse, müziklerle beraber izlenebilirliği yüksek, güzel bir film olmuş. Hani Queen hayranı olun veya olmayın gidebileceğiniz ve sıkılmadan sinemada izleyebileceğiniz bir film. İlla ki eski gerçek bir karakteri yansıttığı için tüm gerçekleri tam yansıtamayışı ve belli eksikleri olsa da zevkli bir film denilememesi için bir sebep görmüyorum.

 

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here