Eğitim Herkes Mi Okuyacak? (Röportajlı)

Herkes Mi Okuyacak? (Röportajlı)

699
7
Paylaş

İlkokulu bitir, ortaokulu bitir, liseyi bitir, üniversite sana kalmış. Devlet bunu diyor. Peki ya çevre ne diyor? Çevre ailene neler soracak? Ailen sana nasıl baskı uygulayacak? Bunlar çok büyük sorun… O zaman şöyle düzeltelim: İlkokulu bitir, ortaokulu bitir, liseyi bitir, üniversite diplomanı al, ne yaparsan yap. Daha güzel demek fazla iddialı olur fakat şartlara göre böylesi daha makul. Şimdi ben bir üniversite öğrencisi olarak bu yazıyı yazarak risk alıyorum. Çünkü bizde ne vardır biliyor musunuz?

 

+Kanka pas atsana.

-Sen atıyor musun?

 

+Bi’ daha bana hakaret etme!

-Sen kendin ediyorsun ama…

 

+Ben bu ilişkinin önünü göremiyorum.

-Sen bizim için ne yaptın ki?

 

+Sen korkaksın!

-Diyene bak…

 

Sözün özü, yazının sonunda “İyi tamam da, sen niye üniversite okuyorsun?” Denmesi bizim ülkemizde çok normal. Ben asla kimse üniversite okumasın demiyorum! Herkes bunu yaparsa sıkıntılar yaşamamız kaçınılmaz olur o yüzden bunu yapmaması gereken insanlar var diyorum. Hem de yapmayacak insanlar dezavantajlı olacak, onlar kendini feda edecek değil. Aksine bunu uygulayanlar yüksek oranda daha iyi yaşam standartlarına sahip olacaklar. Eğer zorunda olduğumuz meslek etiğine seçtikleri zanaatlar için sadık kalırlarsa…

 

Bekâra karı boşamak kolaydır ama ben kendimde bir varsayım yapmak isterim. Eğer babam memur değil de bir esnaf olsaydı veya kolayca bana devredeceği bir işle meşgul olsaydı TOBB ETÜ’de iktisat okur muydum? Evet. Fakat durum bu sorudan ibaret değil. İlkokul, ortaokul ve lisede ben nasıl bir öğrenciydim? Üniversite mezunu olarak ülkemin işine yarar mıyım? Ticaret yapmak bana uygun mu? Bunlar da sorulardan bazıları. Ben de bu soruların tamamını temel alarak esas soruyu cevapladım. Dolayısıyla sözüm; dersleri pek parlak olmasa da12 yıl yeter demeyip üniversite okumak isteyen,  4 yıl daha sorumluluk altına girmek istiyorum diyen, babasının elinde hâlihazırda bir zanaat varken önü pek de parlak olmayan bir bölüme sırf gitmek için giden arkadaşlarıma…

 

Başarılı bir’ Genç Girişimci:

Özenilen…

Takdir edilen…

Keşke dedirten…

Üniversite diplomasına ihtiyacı olmayan…

Sıkı çalışmış…

Riskler almış…

Korkmamış…

Ha bire koşmuş…

Yaşamakla kaliteli yaşamanın farkını çözmüş…

İnsana denmez de kime denir?

 

Babanın mesleği devralınacak bir meslekse biçilmiş kaftandır. Ama bırak onu da eğer sen okumak istemiyorsan okuma kardeşim! Buna zorundaymış gibi bakma! Ekonomisi dar boğazdan geçen bir ülkenin evladısın. Kur kendi işini! Risk al! Bak yoluna! Pes etme! Aldırma! Sonunu düşün! Kazan! Yatırım yap! Kâr et! Harca!

Hükümet bu konuda radikal hatalar yaptı mı? Yaptı. Her taraf üniversiteyle doldu, her bölümden her okula açıldı. Fakat tek taraflı düşünmemek lazım, yine aynı hükümet genç girişimciye üst düzey imkânlar sağladı. KOSGEB bunlardan sadece birisi… Genç veya yaşlı, bir şeyler yapmak istersen biz arkandayız dedi. Babadan kalacak bir ticaret potansiyeline gerek yok, sen kendin bu potansiyeli oluştur biz de seni destekleyelim dedi ve demeye devam ediyor. Genç girişimci kavramı da ilk kez bu kadar yaygınlaştıysa temel sebebi bu destekler oldu. Üniversite okuyan gence destek verilmiyor mu? Verilmeye çalışılıyor fakat kısa vadede yeterli destek mümkün görünmüyor. İstihdam alanı oluşması için girişimciye destek verilmesi ise dolaylı olarak üniversite gencine destek zaten… Genç girişimciler bir şeyleri başaracak ki onlar istihdam sağlayıcılar olacak. Manidar bir destek…  Kısaca kazan-kazan ilişkisi içerisinde korkmana gerek yok, dinamizmin varsa destek bizden, aklını kullanmak senden mesajı veren bir hükümet varken korkmak ne kadar akıllıca olur?

Hepsi tamam ya üniversite okuyanlar mı? Onlar okuyacak tabii ki. Sen işadamı olacaksın. Onlar mı? Polis, hâkim, doktor, savcı, mühendis, ekonomist, bankacı, mimar, avukat ve daha nice şerefli meslekleri yapacak. Ama lastikçi, inşaatçı, fırın, manav, market sen ol! Kötü mü bunlar? Asla! Eğer sen risk alırsan, görülmeyeni görür uygularsan, kurumsallaşırsan, işini sisteme bindirirsen karşında kimse duramaz. Sonra mı? Sonrası kolay. Manav dükkânların olur, kazanırsın. Sözde sen manav olursun ama sistemin sayesinde çalışmazsın ve yeni yatırım mecraları ararsın. İkinci saydığımız mesleklerse hep bizde kötü gösterilir. Okumak okumak okumak, varsa yoksa okumak deriz nedense…

 

Bir bölüm düşün. 100 farklı okulda var. Senin sıralaman 50. sıradaki ve üzerine yetiyor. Sence senin o kısımda işi kapma şansın var mı? Gittin okudun 4 yıl. Yaş oldu minimum 22. Şansın var mı? ELBETTE VAR. Ama o şansı elde ederken gösterdiğin çabayı, girişimin için kullansaydın kendi işinin patronu olmakla beraber en kötü ihtimalle o işteki yaşam standartlarına erişmiş olacaktın. Okumak isteyen okusun. İstemeyen sektörün hâkimi olabilir, neden bu fırsatı tepiyoruz? Neden lastikçi deyince aklımıza küçücük bir dükkânda yıllarca kıt kanaat geçinmek geliyor. Koca bölgenin lastik distribütörü olacak birileri illa ki yok mu? Neden derslerinde başarısı pek olmayan ama çalışkan, hevesli, bir şeyler yapmak isteyen ve babası lastikçi olan –yani çekirdekten işe hâkim olan- sen varken başka birisi bu işi yürütsün? Ya derslerinin kötü olduğunu bile bile düşük puanla bir okula yerleşir orada da verimsiz bir 4 yıl geçirirsen? O zaman emekçi baban ne der? Yanlış anlamak çok kolay, iyi düşün yararlı kısmı çıkar bu yazıdan değerli okurum.

 

Bu kısımsa yazının esaslarının dışında… Fakat Platformundan bağımsız olarak, bu video benim yazar olarak kendi imkânlarım ve bütçemle hazırlamaya çalıştığım son derece amatör bir video… Video hatalarına odaklanmadan konuya bakmanız temel isteğim… Genç başarılı bir girişimcinin aldığı riskler, sonuç ve tavsiyeleri… Umarım bu yazıdan sonra da tüm yazar arkadaşlarım için video destekli yazı paylaşımları başlar.

7 YORUMLAR

  1. Toplumumuzda gelişmeyen bir algıya yönelik başarılı bir yazı ve röportaj. Türkiye’de en alt kesimden başlayarak hakim olan durumda olan okumanın ve devletin verdiği bir görevi yerine getirmenin bir birey için en faydalı iş olacağı yönündeki yanlış algı nedeniyle daha uzun yıllar eğitim ve işsizlik sorunlarını çözemeyeceğimiz gayet aşikâr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here