Edebi Köşe Kardan Aile

Kardan Aile

320
0
Paylaş

İnsanların gidecek imkanı olmadığı zamanlardan birinde, Antarktika’nın merkezinde, kardan adamların yaşadığı bir ülke varmış. Bu ülkede kimse birbirine aşık olmazmış. Çünkü yapmaları gereken daha önemli işleri olurmuş hep. Karları küremek, eksilen parçalarını doldurmak, yiyebileceklerinden daha fazla kar götürmek günün anlam ve öneminde büyük bir yer kaplarmış.

İnsanların gidecek imkanı olmadığı zamanlardan başka birinde, Antarktika’nın merkezinde, kardan adamların ülkesinde, bir kardan adam aşık olmuş, olur ya, aşık olduğu kardan kadın da onu pek sevmiş. Böylece günlerini beraber geçirmeye başlamış kardan aile.
Değerli vakitlerinin bir kısmını dahi olsa aşklarına makul gören çift, diğer kardanlara göre daha az çalışmış, daha az yemek götürmüş ama her zaman yeterli olmuş ellerindeki onlar için. Hiçbir gece aç uyumamışlar, hiçbir zaman eksik bir yerleri kalmamış, fani, ancak ebedi dünyalarında.
Ama önce birilerini, sonra herkesi rahatsız etmiş bu durum. Bir şeyler yapmaya karar vermişler.
Kimi günlerde kötü davranmışlar kardan aileye, kimi günlerde kötü hissettirmişler, bazen vurmuşlar onlara, ama kardan aile dayanmış Antarktika’nın sıcağındaki bu kan donduran muameleye.

Yaptıkları hiçbir şeyin işe yaramaması çıldırtmış diğer kardanları, öfkeden deliye dönmüşler ve bir hışımla kovmuşlar kardan aileyi ülkelerinden, gidin demişler acımadan.
Kardan adam, kardan karısına dönmüş, zeytinden gözlerine bakmış sanki kaşıkçı elmasını ilk kez görmüşçesine, sarılmış ona, ama sarılmak çözer miymiş ki bu durumu?
Gitmişler kardan adamların ülkesinden, ama Antarktika’nın merkezinden uzaklaştıkları her adımda, hava daha sıcak olmuş onlar için. Ama başka bir yol var mıymış ki onlar için? Aşklarını öldürüp gömdükten sonra rahat yaşamanın ne anlamı olabilirmiş ki?
Korkmamışlar sondan, devam etmişler yürümeye. Her adımda daha da yaklaşmışlar sona, her adımda daha da yaklaşmışlar ebediyete, aşklarının doruklarına.

Antarktika’nın sınırlarına geldiklerinde zeytin gözleri yüzlerinden aşağı doğru kayıyormuş kardan ailenin, artık adım atacak güçleri kalmamış ve birbirlerine bakmışlar, sonra devam etmişler bakmaya saatlerce. Birbirlerine son defa bakıyorlarmış belki de, ait olamadıkları bu dünyada. Kardan adam yaklaşmış biricik sevdiceğine, sarılmış ona, sarılmış sıkıca, sevdiceğinin kollarında ölmek istemiş. Kapamış gözlerini ve beklemeye başlamış.
Vücutları yavaşça erirken iyice kaynaşmış kalpleri birbirine. Ama tam bitti derken, güneşin son ışıkları kaybolmuş ufukta, birden soğumuş hava ve birbirlerine sarılı bir şekilde, donmuşlar tekrar. Artık birmiş vücutları aynı kalpleri gibi. Bırakamamışlar birbirlerini ama bırakamamaları donmaktan değil, aşklarındanmış.

Her gündüz biraz erimişler, her gece aniden donmuşlar ve zaman geçtikçe buza ve ardından kristale dönüşmüşler.

İnsanların gidecek imkanı olduğunda Antarktika’ya, görmüşler gerçek aşkın ne demek olduğunu kristal heykele her baktıklarında.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here