Yazarlar Konsüle Katılmak İsteyenlere!

Konsüle Katılmak İsteyenlere!

359
13
Paylaş

Güvercinin batıl inancı: Bunu hak edecek ne yaptım ben?
Hadi sizlerle bir oyun oynayalım arkadaşlar. Elinize bir karakter verelim ve kaderini sizin ellerinize bırakalım. Sonuç ne olurdu? Karakterinizi çileli yollardan geçirebilirsiniz, işini kolaylaştırabilirsiniz. İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.
Bu olaya katılmak isteyenlerin önünde iki yol olacak. Kader dokuyucu olup, hikayeyi ilerletebilirsiniz, karakterinizin başına iyi ve kötü bir sürü yol çıkartabilirsiniz, veya kader yıkıcı olur ve karakterinizin etrafını dikenli tellerle çevirebilirsiniz. Seçim sizin.

Bu eylemi nasıl inşa edeceğimiz konusu ise daha eğlenceli ve çetrefilli. Bir hikayeye başlamak için, güzel bir başlangıç noktasına gerek vardır. Karakterimiz kim, adı ne? Irkı ne? Yaşı kaç ve nerede? Nelerden hoşlanır? Kimi sever veya sevmez? Bir engeli var mıdır? Hepsini belirleyip hikayeyi başlatabilirim ama ben sadece bir kader dokuyucuyum ve bu durumu sadece hep beraber belirleyebiliriz. Bu eyleme, işe katılmak isteyen herkes aşağıya bir yorum bırakmalı. İstedikleri her şey olur, isterlerse karakterin iç dünyasını bile tasarlayabilirler. Çekingen olmamanız için biraz örnek de yazmak isterim:
Kurtadam, aşk, cinayet, uçma gücü, kızıl saç, gökte uçan bir kalede, tek mermisi kalmış bir silah, sevdiği kadın öldürülmüş ve daha fazlası olabilir. Kendinize sınır tanımayın.

Bir konsey dolusu dokuyucu bir araya gelir ve bir karakterin doğumuna neden olurlar. Onu, seçtikleri bir dünyaya, seçtikleri bir duruma atarlar ve artık o karakter, onların gözetimindedir. Onların kararlarına bağlıdır ama bunun bilincinde değildir.

Bir dokuyucu, bir bölümde karakterin önüne bazı yollar koyar ve seçmesini sağlar. o dokuyucunun kafasında bir hikaye kurgusu vardır ama birinci bölüm bittiğinde, diğer dokuyucu öne çıkar ve ipleri eline alır. Artık hikaye bambaşka bir bilincin ve dokuyucunun elindedir, hikaye savrulur, karakterde. Sonra yeni bir dokuyucu ve yine yeni bir dokuyucu. Karakterin etrafında dolanan sonsuz bir belirsizlik kaosu. Acaba diğer bölümde başına ne gelecek?

Sıkıntı şu ki, bu olaya katılacak dokuyucuları veya yıkıcıları ilerde değiştirmeyeceğiz. Yani, aşağıya yorum yapan herkes ileride karakterimizin kaderine bir bölümde dokunabilir, ama ilk başta hikayenin üretilmesine katkı sağlamadıysanız ileride de sağlayamazsınız.

Bu kuralın sebebi, biz bir dokuyucu konseyi kurup bir karakter oluşturacağız, karakterin bütün hayatı sadece bu konsül arasında oluşturulacak. Onun doğumunda etkileşimi olmayan bir dokuyucu işin içine girerse işler biraz sarpa saracaktır, bu sebeple

“EĞER KATILMAK İSTİYORSANIZ YORUM ATARAK KARAKTERİMİZİN DOĞUMUNA KATKIDA BULUNMALISINIZ.”

Oyun kurallarımız da şöyle, her bölümü bir dokuyucu yazacak. Karakterin başına gelecek olayları yazmasının yanısıra onun iç dünyasını da anlatacak ve istediği yerde, aşırı uzun olmayacak şekilde bölümü bitirecek. Diğer dokuyucu geldiğinde, ilk dokuyucunun bıraktığı yerden hikayeyi alarak devam ettirecek. Aslında basit bir kitap yazacağız ama başında onlarca yazarla, tahmin edilemeyen bir kitap.

Eğer sorusu olan varsa, yorumdan ziyade whatsapp’tan sorsun çünkü yorumlarınız onaydan geçtiği için geç gelecek. Her şey tamamsa, Karakterimizi oluşturma vakti geldi diye düşünüyorum.

Paylaş
Önceki İçerikTers Orantı
Sonraki İçerikBoş Kağıt
Berkay Barcın
şşşt çaktırmayın... Bırakın da Berkay yazar olduğunu falan hissetsin. Opus anlatır Berkay yazar.

13 YORUMLAR

  1. Benim fikrim şu yönde, isminin bilinmediği ütopik bir dünyada geçmeli hikaye. Belki de yazarlara bağlı şekilde post-apokaliptik bir dünyada. İnsani yozlaşmaların had safhada olduğu bir evren yaratılmalı. Bu evrenin sorunu su, para, yemek ya da geleceğin siyasi sorunları yahut daha spesifik şeyler olabilir. Bir arayış içinde olan karakterin, kendisini ve gerçek insanlığı bulma yolculuğunu -yoldaşlarıyla beraber de olabilir- anlatabiliriz. Ama bu anlatım ve konu klasik post-apokaliptik filmlerden veya romanlardan ayrılmalı. Bizim sorunumuz daha farklı olmalı.

    • güzel, post apokoliptik her zaman iyidir. Ama daha net olalım, yozlaşmanın nedenini bul, dünyayı kafanda tasarla, yozlaşmanın nedenini bulursan yani “backstory” dedikleri kısım, ilerisi de gelir.

      • Hikaye şöyle başlamalı, gelecek üzerine tahmin edilen yapay zekadır, uzun ömürdür gibisinden hiçbir şeyin başarıya ulaşmamasıyla. (Aklıma ilk gelen gelecekle alakalı şeyler onlardı.) Bilim adamları bu defa yanılmıştır. Ama bu tamamen dünyayı yok oluşa götüren etmen olmaz. Hala yenilebilir enerji kaynakları vardır ama bunları kullanacak güç kalmamıştır kimsede. Bilim adamları dünyadan silinmiştir. İnsanlar umdukları yüksek teknolojiye ulaşamaz. Her geçen gün daha da eskiye ihtiyaç duyarken bir vakit eskiye dair hiçbir şey kalmaz. İnsanlar hastalıklarına çözüm bulamazken ölümler artmaya başlar. Diller iyice silinir. Konuşmak için artık birçok insan ne kullanacağını bilemez. Artık insanlığın kurtuluşu bilimin de daha ötesinde bir şeye kalmıştır: Varoluş bilmecesi. İnsanların -gerçek insanların- peşine düştüğü şey budur. “Biz ne için varız?” Onlara yol göstermesine inandıkları bir kurtarıcıya ulaşılmalıdırlar. İlk akla gelen hala bilimle ilgilenen insanlardır. Herkesin hatırında kalanlarla yeni bir dünya dili kurulur ki herkese ulaşması güç olsa da hikayenin anlatıldığı komünde bir dil kurulur. İnsanların insanlarla olan mücadelesinde tanrının varlığı, gerçek insanın varlığı, bilginin aslında yok edilemez oluşu üzerine bir kovalamaca başlar. Varlığımızı adlandırmak ve yeni bir dünya düzeni için yeniden yaratılmak üzerine biraz felsefe biraz bilim biraz edebiyatla yepyeni bir dünya yaratabiliriz. Artı olarak bizi yok eden şey savaşlar robotlar falan da değildir. Bizi yok eden yine bizizdir. Biz yavaş yavaş yok olduk. Başarısızlıklarla, yılmalarla, bıkkınlıklarla… biz pes ederek içimize kapandık. İntiharlar ettik. Çünkü artık tanrı sorgulanıyor. Kurtarıcı yok, diyoruz. Biz niçin varız ki?
        Bu hikayeyi zaman tanınırsa daha da şekillendirip kurgulayabilirim. Hatta kabataslak bi harita da çizebilirim.

  2. Siteye kaydımı gönderdim ama hala kabul edilmedi. Bu projeye katılmak istiyorum.
    Aya giden bir astronot, dönüşü sırasında uykudayken insanlığın sonu gelmiş, dünyada tek bir insan bile kalmamış.
    Dünyanın boş ve ağalçlarla kaplanmış sokaklarında gezerken baktığı her yerde eski anılarını hatırlıyor ve hayatta kalmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

  3. Ortaya bir fikir atmak isterim.Ana karakterimiz Asfiya adında genç bir kız olabilir.Hayatı,henüz 8 yaşında ablasının intiharına şahitlik ederek tam bir kabusa dönen ve o günden sonra ablasını hayallemelerinde yaşatan,bundan kimseye bahsetmemiş olmasıyla güçlü bir yapıya sahip izlenimi veren ama kendi dünyasında yıkılmış,ümidini yitirmiş,çaresiz bir insan olan bu kızın,yardımcı karakterin devreye girmesiyle yavaş yavaş değişmeye başlayan hayatını anlatabiliriz.Şunu belirtmeliyim ki bu yardımcı karakter,illâ ki bu kızla duygusal bir bağ kurmak zorunda değil,ki bence de kurmamalı.Onların farklı bir dostluğu olmalı.Yardımcı karakter de ortalama bir erkeğe göre oldukça naif,kırılgan,bir o kadar da beyefendi bir kişiliğe sahip olsun.Burada,şu kaba saba,insanlıktan pek de nasibini almamış terbiyesiz karakterlere(karakter diyemem gerçi) tepki olarak edepli bir beyefendi seçimi yaptım.Benim düşüncem bu yönde.Bu genç kız ablasının intiharının arkasındaki sırrı,dostuyla birlikte çözebilir.Olay bu şekilde derinleşebilir.Buradan hareketle başka gerçekler de günyüzüne çıkabilir.Yardımcı karakterle ilgili bazı gerçekler (iyi ya da kötü) ortaya çıkar,ya da genç kızın ailesiyle ilgili bilinmeyen şeyler öğrenilir.Sır içeren eserler bence daima ilgi görür. 🙂

  4. Madem biz kader dokuyacaz sıfırdan bir hayat özgün bit konu inşa etmemiz gerekmez. Belli bağlamda fantastik olmayan yaşanması mümkün olan bir hayatı ele alıp belli başlı duygularla ruhsal devinimlerle süslenebilir.Hikaye tek bir odada geçip geçmişteki olaylardanda dem vurulabilir.Bunlar birer fikir ve bende bir olayda yer atmam için yeterli midir?
    Opus My World

      • Kafanda canlanması için örnek vereyim kitabın bir bölümünde kendine yer edinebilecek bir konu karakterler birbirleriyle bağlantılı yani geçmişten gelen bir dostluk ama her yolda bir ayrılık Münirin dediği post-akokaliptik dünyada bir araya gelen karakterler ve bunların yuvarlak bir masa etrafında neden bu hale geldiklerine dair içerikler hem düzen olarak hem arkadaşlık ilişkileri olarak psikolojik bir sahne

  5. Tarihi bir şehirde doğmalı ana karakter, teknolojinin fazlasıyla ilerlediği bir çağda kalabalıklardan uzak bir arka sokaklar doğmalı.
    Yakın geçmişte bir savaş yaşanmış ve doğduğu ülke savaşın mutlak kazananı olabilir.Ülke dünyanın geri kalanını her konuda fark atmıştır ama kendi içinde dengesiz bir yapıya sahiptir(zengin fakir uçurumu,elit bir grup, farklı etnik kökenleri olan halk).Bu x ülkesi savaştan sonra yeni bir sanayileşme çağına girmiştir ve bir zamanların Avrupası gibi fakirler günlerini çalışmak ve uyumak için kullanmaktadır.Savas diğer ülkelerde nüfusun azalmasına teknolojik gerilemeye hatta atom bombası vs. sonucunda torpak kullanılamaz hale gelmiştir.Karakter belli bir yaşa kadar x ülkesinde kalmış sonra ülkeden kaçmıştır (ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve son günlerinde hep görmek istediği Paris’in harabeleri en doğru yola çıkmıştır veya teşhisi konulan bulaşıcı hastalığı sebebiyle öldürülmek yerine vahşi bir halkın yaşadığı adaya gönderilmeye razı olmuştur,ada da yaşam olmayadabilir belki bilim insanları bu hastalığın gelişimini izlemek istemiş olabilirler)gibi bir hikaye de olabilir bunu bir ütopya veya distopya olarak kurgulayabiliriz veya farklı bir hikayede karar kılınırsa katılmak isterim;-)

  6. Ayrıca kendimi tutmak istedim fakat tutamadım,şu yazım kurallarına dikkat ederek yazarsanız okurken ağlamaktan beter olmayız ya.Madem bir şeyler karalıyoruz burada,bari hakkını verelim.Takıntılı olduğumu kabul ediyorum ve bence bu bir takıntıdan çok gereksinim.Lütfen
    en azından bağlaçları ayrı yazın.

  7. Bu arada, siz aranızdan seçerken ben de sizinkileri karman çorman edip melez bir başlangıö noktası elde etmeye çalışacağım, birkaç güne de yorum muhabbetini bitirip, yazma faslına geçeriz. Unutmamak gerek,
    “Kalemini ancak yazarın kendisi kırabilir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here