Bilim Milgram, İtaat ve Günümüz

Milgram, İtaat ve Günümüz

407
0
Paylaş

Yapmanız gerektiği söylenilen eylemleri yapmaya ne kadar isteklisiniz?

Sizden üst statüdeki bir bireyin emirlerine itaat etmeye ne kadar meyillisiniz?

Başka birinin doğru olmayan bir şekilde cezalandırılmasına ne kadar göz yumabilirsiniz?

İnanç yargılarınızla çelişen ve birçok kişiye zarar verecek olan şiddete dur demek yerine otoriteye destek çıkmayı mı tercih edersiniz yoksa?

1961 yılı temmuz ayında Yale Üniversitesi psikologlarından biri olan Stanley Milgram bireylerin, kendi vicdani değerlerine ters olsa ve başka insanlar zarar görecek olsa bile otoriteye itaat etmeye ne derece istekli olduklarını görmek amacıyla sosyal bir deney gerçekleştirdi. Amacı II.Dünya Savaşı sırasında yaşanan Yahudi Soykırımı’nda görev alan bireylerin dönemin otoritesine nasıl bu kadar gözü kapalı itaat ettiklerini görmekti. En nihayetinde deney, pek çok hoş olmayan sonucu gözler önüne serdi.

Katılımcılar gazete ilanı ile bulunan 20-50 yaş aralığında olan ve öncesinde sadistik eğilimleri olmadığı saptanan yetişkin erkeklerdi. Deneyin başında katılımcılara deneyin cezanın öğrenme üzerindeki etkisinin incelendiği söylendi. Her uygulamada odada 3 kişi farklı rollerle bulunuyordu: Deneyi uygulayan kişi (lider), öğretmen rolündeki katılımcı ve öğrenci rolündeki denek (sahte denek). Öğrenci rolündeki denek ve deneyi uygulayan kişi işbirliği içinde oldukları halde denek, katılımcıya ikinci bir katılımcı gibi tanıtıldı. Katılımcıya kura yöntemiyle öğretmen rolüne seçildiği, öğrenciye ezberlemesi için bazı kelimeleri okuyup sorması ve her yanlış cevapta yan odadaki elektrikli bir sandalyede bulunan öğrenciye artan miktarlarda elektrik vermesi söylendi. “Öğretmen” ve “öğrenci” rolündeki bireyler birbirlerini göremeyecekleri ancak seslerini duyabilecekleri farklı odalara alındı. Otorite figüründeki deney sahibi ise katılımcının yani öğretmenin olduğu odadaydı.

Öğretmenin, elektrik şokunun gerçek olduğunu düşünmesi amacıyla deneye başlamadan önce öğretmene de elektrik şoku verildi. Ardından deneye başlandı. Öğrencinin(sahte deneğin) her yanlış cevabında öğretmen düğmeye basıyor ve öğrenciye şok verdiğini sanıyordu. Aslında elektrik şokuna maruz kalmayan ama öyleymiş gibi davranan öğrenci şok arttıkça bağırmaya ve yalvarmaya ve duvara vurmaya başlıyordu. Duvar yumruklama aşamasından bir süre sonra ise denek sorulara ve şoklara cevap vermiyordu. Katılımcının devam etmek istemediği anlarda lider önce rica ediyor daha sonrasında bunun gerekli olduğunu ardından bunun önemli olduğunu ve son seferde ise katılımcının buna mecbur olduğunu söylüyordu. Direktiflerin ardından katılımcı deneyi durdurmak istediğini söylerse deney durduruluyordu. Eğer katılımcı deneyi durdurmazsa en yüksek şok olan 450 volt üst üste üç kez verildikten sonra deney durduruluyordu.

Deneyin sonuçları çarpıcıydı. Katılımcıların %65’i deneyi 450 volt elektrik şokuna kadar devam ettirdi. Bütün katılımcılar bir aşamada deneyi sorgulasalar da hiç kimse 300 volttan önce deneyi bırakmadı, kimse otoriteye karşı gelmedi. Milgram ve arkadaşları sonuçlar karşısında çok şaşırsalar da deney dünyanın dört bir yanında farklı zamanlarında tekrar uygulandı ve çok farklı bir sonuca rastlanmadı.

Yetişkin ve aklı başında bireylerin basit bir gözetmen otoritesi karşısındaki bu yüksek itaat ve sarsılması zor bağlılıklarının sebebi neydi peki? Neden başka insanların acı çığlıklarını duyarken bu işlemlere devam ettiler? Ve bütün bu olaylar yaşanırken neler yaptıklarının ne kadar farkında oldular? Asıl sorulması, düşünülmesi ve cevaplanması gereken soru ise şu sevgili okuyucular: Geçtiğimiz 56 yıl içerisinde kendimizi ne kadar değiştirdik? ‘‘Hayır, sen dur!’’ diyerek kendimizden üst kademede gördüğümüz o kişiye/gruba yani  otoriteye karşı kendi düşüncelerimizle etik yargılarımızla dimdik durabildik mi gerçekten?

Kaynakça

Milgram experiment. Wikipedia, The Free Encyclopedia. https://en.wikipedia.org/w/index.ph           p?title=Milgram_experiment&oldid=843848478

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here