Dış Politika Musul-Kerkük ve Lozan

Musul-Kerkük ve Lozan

142
0
Paylaş

Hepimizin bildiği gibi her yıl Lozan Antlaşmasının yıl dönümünde medya gündemi bu antlaşma olur. Yine artık klişe haline gelen bir söylemle bir çok medya programının temel konusu ”Lozan zafer midir? yoksa hezimet mi?” sorusu olur. Sonrasında mesele dönüp dolaşıp Musul-Kerkük meselesine, İsmet Paşa’ya ve nihayetinde M. Kemal Atatürk’e getirilir. Amacı algı operasyonu yapmak olan sözde tarihçiler sahip oldukları görüşleri başkalarına da kabul ettirmek maksadıyla ”Lozan bir hezimettir” derler. Doğrudan Atatürk’e laf edemeyecekleri için de İsmet Paşa’ya atıp tutarlar. ”Efendim! İsmet İnönü gitti Lozan’da Musul’u Kerkük’ü İngilizlere bıraktı geldi” derer. Esasen bugün gündemde böyle bir şey yok. Daha zamanı gelmedi. Fakat ben yinede yazmak istedim. Bildiğimizi söylemeyeceksek hiç bir şeyin anlamı yok ne de olsa. Konumuza geri dönelim. Bilirsiniz medyada bir çok programda tarihçileri görürsünüz. Başta İlber Ortaylı vardır. İyi ki de olmuş. En azından meydanı sözde tarihçilere bırakmamış oluyor. Ama bazıları var ki, saplandığı bir görüş uğruna söylemeyeceği yalan yok. cumhuriyeti sevmez, Atatürk’ü sevmez, inkılâplara karşıdır. Güya Osmanlı hayranıdır. Sırf cumhuriyeti ve kurucularını hatalı göstermek adına deliller arar. tarihte malzeme çok olduğu için bir şekilde de buluyorlar. Yukarıda belirttiğim gibi Musul ve Kerkük Cumhuriyet’in kurucuları yüzünden elden çıktı diyorlar. Aslında işin böyle olmadığı kendileri de biliyorlar ama söylemek işlerine gelmiyor. Çünkü amaç algı yönetimi yapmak. Bugün Musul-Kerkük niye elden çıktı dersin. Yarın İsmet Paşa’ya küfür edersin. Ardından Cumhuriyete laf edersin. işin sonu da bu aralar çok gördüğümüz gibi Atatürk’e hakaret etmeye varır. işte istenilen algı da bu ya zaten. En başta şunu söyleyeyim beyler, bayanlar… Lozan adı üzerinde bir antlaşmadır. Daha da ötesi yok. Vay efendim zaferdir, yok efendim hezimettir. diyemezsiniz. Eğer diyorsanız, bilin ki algı operasyonu başarıyla devam ediyor demektir. Bunları söyleme sebebim şu ki; Osmanlı Devleti hatasıyla sevabıyla bizim devletimizdir. Atalarımızın kurduğu, sonra yıkılan ama bir nevî devamı suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına dayanak olan bir devlettir. Tüm tarihimiz zincir halkaları gibi birbirine bağlıdır. Hepsi de bizimdir. Öyle de kalacaktır. Velhasıl Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’nda yenilince, mecburen Mondros Ateşkes antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmanın içeriğini az çok bilirsiniz. Tamamen yok sayılmıştık. Sonrasında ise İngilizler gittiler Musul ve Kerkük’ü işgal ettiler. Bu bölgeler ilk işgal edilen yerdendir. Tabi ki çok daha fazal işgal var. İşgal terihi ise 1918’dir. Bu tarihe dikkat edin! Biz 1918 yılında Musul ve Kerkük’ü kaybettik. Bu topraklara İngiliz bayrağı çekildi. Osmanlı askeri buralardan çıkarıldı. Sonra ise Milli Mücadele başlattık. Gidebildiğimiz yere kadar gittik. Yunan’ı denize döktük. Ermenileri Doğu Anadolu’dan çıkardık. Ruslar Karadeniz’den çekildi. İtalyanlar kendiliğinden gitti. Fransızlar Maraş’ta Urfa’da Antep’te halk tarafından kovuldu. Fakat biz Musul ve Kerkük’e giremedik. Dikkat edin Güney Doğu Anadolu’da halk Fransızları kovdu diyorum. Neden? Çünkü Türk ordusu bu bölgeye gidebilecek techizata sahip değildi. Yorgundu ve yıpranmıştı. en önemlisi para yoktu. İsmet İnönü şöyle der hatıratında: ”Daha fazla gidemezdik, çünkü giyinecek ayakkabımız yoktu.” Bu cümle bir çok şeyi anlatıyor aslında. Hal böyle olunca da kusura bakmayın Musul’a Kerkük’e giremezsiniz. Hadi diyelim gittiniz. İngilizlere orada mağlup olursanız. Kazandığınız toprakları bu sefer tamamen kaybedersiniz. Realist olmak gerekirdi. Öyle de yapıldı.Urfa’yı Antep’i ve Maraş’ı halk kurtardı. Ordunun gelecek imkanı yoktu. Bunu unutmamak gerekir. Nihayet Milli mücadele başarılı oldu ve biz Lozan’a gittik. Masaya oturduk. İngilizler dedi ki: Beyler, tamam siz kazandınız. Askerinizin ve halkınızın aldığı tüm topraklar sizindir. başka bir şey istemeyin. böyle de oldu sayılır. Ordumuzun girdiği toprakları kurtardık. Devletimizi kurduk. Şimdi gelelim Musul-Kerkük meselesine. Yukarıda dedim ki: Biz Musul ve Kerkük’ü 1918’de kaybettik. Yani İngilizler işgal etti. Lozan ise 1923’te imzalandı. Zaten biz Lozan’a gittiğimizde Musul ve Kerkük bizim değildi. Hani diyorlar ya Musul ve Kerkük’ü masa başında verdiler diye. Kardeşim senin elinde olmayan şeyi sen nasıl başkasına verebilirsin ki. Zaten o şehirler İngilizlerin elinde. Biz istemedik mi sanıyorsunuz? Elbette istedik. Açın misak-ı milli sınırlarına bir bakın nereleri kapsıyor. ne bekliyorduk yani? İngilizler gelecek ve bize diyecek ki: ”Beyler çok güzel savaştınız size hayran kaldık. Siz Musul’a Kerkük’e giremediniz ama bizim gönlümüzden koptu bu şehirleri hediye olarak size veriyoruz.” Güldüğünüzün farkındayım. Gülün çünkü komik. Kimse kimseye bir karış toprak vermez. İngilizler der ki buyurun gelin alabiliyorsanız alın Musul’u Kerkük’ü. Sonuçta gidemedik ve alamadık. İsterdik almayı ama olmadı. Giyinecek ayakkabımız yoktu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here