Kültür-Sanat Neler Geçti Neler Geldi: 2018 Dizi ve Filmler

Neler Geçti Neler Geldi: 2018 Dizi ve Filmler

459
2
Paylaş

2018’nin son gününden seslenmekteyim sizlere.  2019’a girmemize sayılı saatler kalmışken size yılbaşı hediyesi tadından bir paket hazırlamak istedim.  Pek sürpriz değil çünkü başlıktan anlaşılıyor. Evet, 2018’de iyisiyle kötüsüyle binlerce film ve diziler geçti gitti hayatımızdan.  Hepsine değinmem olanaksız ve zaman kaybı olacağı için aklımızda kalan ve ayrıca benim beğenimi çeken dizi ve film yapımlarını sizlerle paylaşacağım.

Kelebekler:  Tolga Karaçelik’in yönetmenliğini ve senaristliği yaptığı bir komedi- drama türünde bağımsız filmdir kendisi. 3 kardeşin inişli çıkışlı yolculuğuna şahit oluyoruz. Film sayesiyle Bartu Bey’i bir ayrı sevdim.

Müslüm: Ayla filminin yönetmeni Can Ulkay’ın çektiği biyografi filmidir. Seveni olduğu kadar sevmeyeni de olsa da Türk sinemasına damga vurduğu kesin. Ayrıca Müslüm Baba’yı canlandıran Timurçin Esen’in performansı çok beğeni topladı.

Ahlat Ağacı: Nuri Bilge Ceylan yine yapmış yapacağını. Cannes Film Festivalinde büyük taktir toplamıştır. Uzunluğu için eleştirilse de bildiğiniz Nuri Ceylan filmi. Filmi izlerken sıkıntı yaşadığım tek şey baş karakter Sinan’a bir türlü ısınamadım. Ne kadar Doğu Demirkol’u sevsem de Sinan’ı bir o kadar sevmedim.

Anons: Daha önce Uzak İhtimal ve Yozgat Blues ile tanınan yönetmen M.Fazıl Coşkun’un bu sene çok dikkat çeken bir yapımıdır.Senaryosu ayrıca beğenimi topladı çünkü Türk siyasi yaşantımıza komedi gayet yerinde olmuş.Türk yapımlar arasında kaçırılmaması gereken bir filmdir.

Bohemian Rhapsody: Müslüm ile yayın tarihi aynı olmasından dolayı iki filmi çok karşılaştıran olmuştur. Halbuki iki film de apayrı insanların hayat hikayesini anlatıyordu o yüzden iki filmin tadı çok farklıydı. Queen grubunun ikonik ismi Freddie Mercury hayatını ele alan film müzikal açıdan çok iyiydi.Tek beni rahatsız eden nokta neden göz rengi mavi abi?

Climax: Gaspar Noe’nun çok beklenen filmidir. Biz seyircileri uç noktalarda dans ettiren bu film ya seyirciyi çok etkledi ya hiç etkilemedi. Asla ortası bulunamadı. İsterseniz bir müziklerini dinleyin ve karar verin.

Roma: Dağıtımını Netflix’in üstlendiği 2018’in son çeyreğine damgasını vurmuştur. İzlerken görüntü yönetmenine hayran kalmamak elde değil. Acıyı başarıyla seyirciye geçirmiştir.

Burning: Uzakdoğu sinemasına olan sevgimi bir kez daha yenileyen filmdir. Hatta başrolün Yoo Ah In olması beni ayrı keyiflendirdi. Bu film kadar çoğunluğun beğenisini kazanan bir film görmedim bu sene içinde. Kesinlikle kaçırmayın!

Isle of Dogs: Yine Wes Anderson yine masalsı bir dünya ve yine bir görsel şölen. Her izleyeni mutlu eden sıcak bir atmosfere sahip bu film. Animasyon sevenlerin asla kaçırmaması gerekir.

Lazzaro Fenice: Alice Rohrwacher’ın yönettiği 2018 çıkışlı İtalya yapımı drama filmidir. Çoğu listelerde en iyi film arasında yer almaktadır. Cannes Film Festivalinde en iyi senaryo ödülünü alarak benim çok dikkatimi çeken bir yapımdır.

Avenegers: İnfinity War : Bu seneden bahsederken Marvel filmlerinden bahsetmesek olmazdı. Bu film bizleri hem mutlu etti hem ağlattı. Tek diyebileceğim gidin ve izleyin. (spoiler uzak durun) Ve bizlere Marvel dünyasını sevdiren Stan Lee’yi sevgiyle anıyorum.

Cold War : Bir türlü izleyemeye fırsatım olmayan bu film için neler yazıldı neler çizildi. Sinema açısından çok beğenilen film hala gösterimde bulunmakta gidin izleyin derim.

Susparia: Ve yine bir türlü izlemeye fırsatım olmadığı filmdir. Eğer bir sitede bulursanız linkini aşağıya atmayı unutmayın lütfen.

Private Life: Dağıtımcısının Netflix olduğu bu filmi bu akşam izleyeceğim. Gerçekciliği çoğu kesimi etkilemiştir. Acaba beni etkileyecek mi? İzledikten sonra belki hakkında yazı yazarım.

The Favourite: Ünlü Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un merakla beklediğim filmi. Birçok ülkede 2018’de vizyona girmiş olmakla beraber ülkemizde 7 Şubat 2019’da vizyona girecektir. Vizyon tarihini not alın ve asla kaçırmayın.

The Haunting of Hii House: Neflix’in bu seneye en damgasını vuran dizisi desek yeridir. Korku türünde bir dizi olmakla beraber beni yer yer ağlatmıştır. Finali yetersiz olsa dahi aradaki bölümler için izlenir.

Killing Eve: Birçok ankette ve sitelerde yılın en iyi dizisi olarak gösterildi. Başrol oyuncusu Sandra Oh Emmy ödülü kazandı. Benim için çerezlikten öteye gidemeyen bir dizi. Komedi tarzdında bir çerezlik. Eğer izlerseniz Villanelle karakterine hayran kalmamaya çalışın.

The Litte Drummer Girl: Favori yönetmenim Park Chan Wook’un çektiği diziye değinmemek ayıp olurdu. Sadece bu dizi için diyebileceğim diğer dizileri izlediğiniz gibi izlemeyin lütfen.

Sharp Objects: HBO’ya ait dizilerden biridir. Benim için yılın en iyi dizisidir. Yönetmeni Big Little Lies’ın yönetmeni olan Jean-Marc Valle  ve senaryosu Gone Girl yazarının bir başka kitabından uyarlamadır. Bu kesişim bile çok güzel yapımın çıkacağına işarettir ki zaten dizi tamamıyle öyledi. Ayrıca bu dizi bizlere Eliza Scanlen ,geleceği parlak oyuncuyla, tanıştırdı.

Bodyguard: Netflix’in taktir toplayan bir başka yapımıdır bu dizi. Henüz 1 bölüm izlemiş bulunmakla beraber devamını mutlaka getireceğim. Kaçırmayın derim.

Şahsiyet: Onur Saylak yine yapmış yapacağını diyerek sizleri daha önceki yazmış olduğum yazıyı okumaya davet ediyorum. Hakkında iki üç cümle söylesek azdır.

Yazar notu : Yukarıdaki filmler kadar tanınmışlığı olmasa dahi bir arkadaş tavsiyesi üzerine sizlere ayrıca An Elephant Sitting Still filmini müsait zaman bulduğunuzda ağır ağır izlemenizi öneriyorum. Mutlu yıllar!

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here