Kültür-Sanat Sürreal Akılların Real Ölümleri

Sürreal Akılların Real Ölümleri

476
1
Paylaş

Sigmund Freud’un yıllar önce “psikanaliz” üzerine yaptığı çalışmaların sanat üzerindeki yansımaları, insanlığın içinde anlamlandıramadığı bilinçaltı yollara kudretli bir yön verdi. Bilinçaltını da yalnız başına değerlendirmemek gerek. Ruhsal birtakım rüyalar dünyasının; duyguların, hayallerin, cinsel saplantıların iç derinliklerindeki koyu bir yolculuk benim bahsettiğim. Benim bahsettiğim, yani sürrealizm!

Şiddetli bir fırtınanın ortasındaysanız realitede siz sadece fırtınaya yakalanmış sıradan insanlarsınız. Ancak sürrealitede; fırtınanın ortasında kuşların kanatlarında, denizlerle gökyüzünün birbirine karıştığı bir alemde sıradanlığın ötesinde bir meczupsunuz. İçe yansıdığı gibi dışarı aktarmak olayın bütünü. Burada klasik kalıpların dışında bir sürrealizm tanımı yapmak istedim. Zaten bu yazıyı okuyorsanız sürrealizmin manasını yüksek ihtimal biliyorsunuz. Bilmeyenler içinse rica ediyorum ki araştırsınlar. Çünkü bu yazının esas noktası sürrealizmi tanıtmak değil. Bilinenle bilinmeyen sürrealist dünyada kimlerin ayakta kalabildiğini, kimlerin yitip gittiğini anlatmak asıl amaç.

Sanat yaşadığı dönemlerde ayakta kalmayı pek başaramamış bir alan. Her sanatçı, “her sanatçı!”, kendi döneminde anlaşılmayı beklemiş ama başaramamıştır. Anlaşılan sanatçıların da kalıcılığı tartışılır bir boyuttadır. Sürrealizmin, sanat ve edebiyat içerisinde başarıyla konuşlandığı aşikardır. Kendisini sürekli yenileyebilen bir akımdır sürrealizm. Kişinin içindeki bilinçaltı yansımaların kağıtlar ve tablolar üzerindeki canlılığı hiçbir zaman eskimeyecek bir akım olduğunun kuvvetli göstergesidir. Ama burada asıl meselenin sanatını icra eden kişide başladığını vurgulamak istiyorum. Sanatçı sürreal bir hayatın damarlarında dolaşırken onu tüm çıplaklığıyla karşılayan naçizane ölümler furyası yok mudur? Tüm çıplaklığıyla gerçekçi ölümler! Burada kastettiğim Salvador Dali, Belleğin Azmi’ni çizdiyse o tabloda canlananlar içerisinde hayata gözlerini yummalıydı gibisinden bir şey değil. Benim kastettiğim, sürreal akılların kendini gösteremeden yitip gitmesi. Zaman; Rene Magriette, James Ensor, Salvador Dali gibi ressamları, Andre Breton, Louis Aragon gibi edebiyatçıları ayakta tutmayı başardı. Onlar aklın doğurduğu sürreal imgelemlerle icra ettikleri yapıtlarda öncül rol oynadı. Burada hatırı sayılır Türk sanatçı ve yazarlardan da bahsetmek tabii ki gerekir. Belki dünya çapında etkilemese de Türk çağının edebiyat ve sanat üzerinde de başarılı mimarları olmaları hak yenmez gerçeklerdendir. Peki, hepsinin zamana direnmesi ayakta kalabilmesi o dönem için kolay mıydı? Bu dönem için de aynı koşullar sağlanabiliyor mu?

 

21.yüzyıl modern dünyanın sanat ve edebiyat üzerindeki ciddi bir vebası bana kalırsa. Önceki yüzyıllar araştırıldıkça o dönemin sanatkarlarına imrenmemek elde değil. Çünkü yaşadığımız dönem popülerizmi iliklerine kadar yaşıyor ve de yaşatıyor. Popüler olanın ayakta kaldığı, sönme döneminde olanın öldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Her tarafımız reklam broşürleri gibi yapışmış yapmacık şeylerle dolu. Bu dönemde de yaşamak isteyen, öldükten sonra yaşamak isteyen, kişiler var. Ama o kişileri öldürüyorlar bir bir. İşte başlığını verdiğim Sürreal Akılların Real Ölümleri bu noktada eleştirisini sunuyor. Sürrealizmle yaptım girişimi çünkü insanların kafasında kurduğu inanılmaz bir dünya var. Bu sadece sanatçılarda yahut yazarlarda değil herkeste var. Ancak bu dünyayı bir kısım insan dışa aktarabiliyor. Bu insanlar hayatın keşmekeşliğinde bir acı içerisindeler. Onlar toplumun gösteremediği şeyleri yansıtmak için savaş veriyorlar. Peki, bizler anlamaya çalışıyor muyuz? Bence uğraşmıyoruz bile. Çok az uğraşıyoruz belki de. Biz bu insanlara değer vermedikçe onların ölümlerine sebep oluyoruz. Belki de Türkiye’de farklı bir ekolün dünya çapında önderliğini yapacak insanlar var. Benim kaygım bu yüzden. Onlar hayali bir dünyanın kurucuları. Daha literatürel bir dille açıklayacak olursak onlar yepyeni ütopyaların mimarları. Gerçeğin üstünde kurgulanan bir dünyayı yaşatmazsak gerçek dünyadan daha kolay yitip gider. Onların fikir ölümlerine sebep olmayalım. Etrafımızda birçok insan var böyle. Belki arkadaşımız, belki komşumuz farklı bir sanat yapmak istiyor ve hatta yapıyorsa desteklerimizi sunup sanatsal değerini onun gözlerinde büyütelim. Gerçeğin ötesine götürelim.

Ne buluyoruz ki gerçek dünyada? Bırakın gerçeküstü birkaç şey yaşasın! Gerçek olur ümidiyle değil, aklımızı bir süreliğine imkansızın güzel varlığına inandırmak için. Her güzel şey gerçek olmak zorunda değildir. Bırakın yaşasın konuşan saatler, insanın içinden çıkan başka insanlar ya da imgelerle dolu bir şiirin içindeki anlamını bilmediğimiz sözcükler. Bırakın yaşasın popüler kültüre mal edilmemiş samimi eserler. Hayat, bizim içine koyduklarımızla vardır, unutmayalım.

Asıl çarpıcı olan gerçek dünya değil, dünyayı nasıl görmek istediğimizdir…

 

1 Yorum

  1. Surrealist Salvador Dali yi unutmak olur mu? Derin bur yazi olmus. Adeta realistligi gercekdisiliga katarak gizlemissin. Post-modernlige devam et. Basarilar dilerim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here