Dış Politika Tarafsızlık mı, Taraf Tutmak mı?

Tarafsızlık mı, Taraf Tutmak mı?

543
0
Paylaş

Bu soruyu karşınızdaki biri sorduğunda ezbere tarafsızlık diyerek işin içinden çıkabilirsiniz. Bu ezbere cevabı, kabullenişi irdelemekte fayda var diye düşünüyorum. Taraf kelime anlamı itibariyle “istekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan biri” dir. Bir kavgada-bu kavga sosyal, siyasi, ideolojik olabilir- iki taraf varsa biz tarafsız mı kalmalıyız yoksa taraf mı tutmalıyız? Mesela haklı-haksız , bilim-dogmatizm, eşitlik, özgürlük kavgasında taraf tutmamak elde midir? İnsanlık değerlerimizi gözettiğimizde haklının, bilimin ,eşitliğin ,özgürlüğün yanında saf tutmak nasıl yanlış olabilir?
Fakat burada objektiflikle tarafsızlığı karıştırmayalım. Objektiflik olanı olduğu gibi ele almaktır. Bilimselliktir, nesnelliktir. Genelde objektiflikle tarafsızlık ilişkilendirilip biri olmadan diğeri olmazmış gibi yargılarla karşılaşırız, belki siz de bu kanıdasınızdır. Ben buna katılmadığım gibi objektif ve taraflı olduğumu iddia edebiliyorum.
Evet, hem nesnelliğe dayanıp hem taraf tutabiliyorsunuz. Haklıdan, bilimden, eşitlikten ve özgürlükten yana olabiliyorsunuz. Peki taraf tuttuğum için beni suçlayabilirler mi? Karşımdaki taraf pekala suçlar beni. Burada menfaatler işin içine giriyor. Haksızlıktan, dogmatizmden, eşitsizlikten, baskılardan çıkar gözetenler benim tarafıma saldırıda bulunacakları gibi yer yer de tarafsız olmadığım için suçlayacaklar beni.
Hukuk düzeninin içine düştüğü sıkıntılardan biri de budur.2017 Anayasa değişikliği ile birlikte Anayasanın 9.maddesine “tarafsız” ibaresi eklendi. Maddeyi hatırlatırsak şöyledir:
“Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”
(Burada yargı sisteminin bağımsızlığını tartışmayacağım. Bu konu hakkındaki şüphelerim ve gerçeklikler belki başka yazının konusu.)
Bu maddeyi eleştirmeden önce ilk olarak yasama erkini kullanan kanunkoyucuların tarafsızlığını sorgulamak gerek. Kapitalist Türkiye’de kanunkoyucular burjuva siyasetçileridir ve Marks’ın “Tarih sınıf savaşımları tarihidir.” tanımlamasından yola çıkarak burjuva sınıfı bu savaşımın bir tarafıdır. Yapılan kanunlar burjuva sınıfının taraflı olarak oluşturduğu kurallardır. Bu çerçeveyle baktığımızda yargı organının hukuk düzenini sağlamak amacıyla uyguladığı kurallar burjuva hukukunun kurallarıdır.
(Sınıf savaşımının karşı tarafı olan işçi sınıfının büyük mücadeleler vererek elde ettiği kazanımlar kapitalizm ile birlikte birer birer ellerinden alınırken hukuki kurallar ise sermayedarlara hizmet etmektedir. Bu da sınıf savaşımının bir görüntüsüdür.)
Taraflı hukuki kuralların uygulanmasında yargının rolüne “tarafsızlık” düşmektedir. Yargıcın uyguladığı hukuk sistemine bakarak yargıcın aslında taraflı bir tutumda olduğunu göremiyor muyuz? Yargıç bankaya borcu olan yoksulun yerine bankanın , maden faciasında maden sahibinin, iş cinayetinde işçi yerine patronun , yani sermayenin lehine karar vermek durumundadır. Bu durumda Anayasa madde 9’a eklenen “tarafsız” ibaresi gülünçtür, aldatmacadır.
Burada asıl mesele ise doğru tarafta olabilmektir. Haklıdan, eşitlikten, özgürlükten aydınlıktan taraf olabilmek…Gerçekliği göz ardı etmeyip tarafımızda saf tutabilmek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here