Düşünce Yaşamak Suçu

Yaşamak Suçu

64
0
Paylaş

Toplumun kenarında bir uçurumun başında irkilerek korkarak ve ağlayarak sürdürmeye çalıştığım bir yaşam vardı.Yaşam denilebilir miydi? bilmem. Ancak bir yaşam vardı. Her düşmenin ötesinde kayıplarla ve kısırlıklarla mücadelenin içinde boğulmayı, kendinin yok oluşunu kederle izlemeyi, yabancılığın ve yakınlığın tanımlarının önünde çürümeyi içeren oluş haliydi bu. Toplumun çizdiği o kalıpların nefes aldırmaz darlığında bir şekilde  oyuna geldiğini anlamanın büyük çaresizliğiyle;tepinmeyi, ölmeyi, doğmayı,acıyla yoğrulmayı insanlıkla birleştirmiş bir kaderdi bu. Her an kişisel özgürlüğünü anlamaya çalışırken insanın yaradılışından itibaren mahpusluğunu anlamak .. ve daha pek çoğu nasıl sıkıştırıyor, ses verin. Yaşamı değer görmemek ve her gün yaşıyor olmak , ne kadar acı ve kederli anlatmak mümkün değil. İnsanlığımı yaban ellerden , dünyanın lekesinden kurtarmaya çalışırken anlıyorum;kulağıma fısıldanan ezan kaderimi insan olma derdi ile doğuruyor.Güçlük duyuyorum. Kocaman kocaman laflar ediyorum sırtlıyorum yabancı bir ben ‘e. Dünyadaki karmaşayı  bir bulmaca gibi yıllarca çözmeye uğraşırken , zihnimde doğan şudur;ben neyim ? ben kimim?
Beni doğuran toplum , bir yerlerime kullanım kılavuzu koymuştur, etrafımdaki tüm kullanım kılavuzlarını okudum hiçbiri ben değilim. Bu iş, bu işte bir iş olduğunu bilmekten başkası yoktur elimde elimizde. Yaşamın yük olmasının sokağa çıkarmaz bir hale getirmesi ,elbetteki senin inatla dünyaya olan umudundandır seslerini bastırıyorum içimde.

Umutlu olarak umut ederek dünyanın ,yaşamın her gün yıkmasına fırsat veren aptal bir öğrenciyimdir, utanmiyorum.Bazen coşuyorum “silahları alın bu işi bitireceğiz, vuracağız alınından yaşamın umudunu ve koşacağız cehennemlerde” naralarını atıp ,uyuyorum. Ne hakkımız var  kendimizi cezalandırmaya.Şimdi yüce bir tanrıya inanmanın ve onun kollarında huzura ermenin deliliğine inanmazsam çıldıracağım. Yüce tanrıma sevgilerimden şüphe duymamasını tekrar etmek için bile pek çok treni kaçırdım, baktım ardından. Sevgimden de şüphe duymalıdır belki.Tanrıma önce sevgimi anlatabilmek ,güvenmek ve inanmak için kitaplar okudum . Sevgili tanrıma kendimi anlatamadığımı düşünecek kadar acizce bir fikirdi bu.Tanrıma ulaşmak için okuduğum tüm kitapları unutmadim .konuşurken kitaplardan cümleler söyledim ve tutundum onlara bu bilmediğim yaban ellerde , yaşamda elimi tutanları unutmadığımdandır .Ben  Oğuz Atay’ı  unutamıyorum Hakan Gündayı ,Şükrü Erbaşı, Albert Camus, Kafka, Dostoyevski ve daha pek çoğu. Ben Muhsin Bey’i de unutamiyorum. Ben Ali Nazik’i ve onun gibileri de unutamıyorum.

Ben dostlarımı da unutamıyorum. Yaşamayı unutamıyorum.Zihnimde koşan atların bacakları hiç yorulmaz çünkü ben yaşamayı unutamıyorum. Koşup durur atlarım anneme ve de tanrıya ne gelir ki elimden teslim olmaktan başka. Ben tanrıya , anneme ve yaşama teslim oldum. Sularım yatağında akmıyor, içimde gürül gürül akan nehirler ve yorulmayan atlardan kime ne? Hakkımdır kurumak ancak hepimiz biliriz ki orta kuşakta  Orta Doğu’da kendini öldürmek bile bir başkaldırış değil günahtır. Bu kapana sıkışmışlığın ötesinde ne gelir ki elinden , doğdun ölmek yasak.

Not: Görseller ;1987 yapımı Muhsin Bey filmindendir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here